Alışılmamış Bağdaştırma Nedir?

2 min


8 paylaş

Bağdaştırma hakkında kısa bir bilgi verilmiş ve alışılmamış bağdaştırma ortaya konmuştur.

Edebiyatta birden fazla unsurun bir araya gelmesine bağdaştırma denir. Sözcükler belirli bir işlevle yan yana gelerek cümleler, tamlamalar vb. unsurlar oluşturmaktadır. Yaz yağmuru, oduncu gömleği gibi. Bunlar ve bunlara benzer her şey bağdaştırmadır. Ancak bu tarz bağdaştırmalar herkesin dilinde olan ve anlayabileceği bağdaştırmalar olduğu için bunlara “alışılmış bağdaştırma” demekteyiz. Bu tarz bir bağdaştırmayı duyduğumuz zaman problem yaşamayız. Yani anlamda karışıklık olmaz. Örneğin; bebek gülümsüyor ya da adam yemek yiyor dediğimiz zaman kolayca anlaşılır. Ancak ay gülümsüyor ya da orman yemek yiyor dediğimiz zaman herkesin farklı yorumlayacağı şeyler söylemiş oluruz. Zira bunlar herkesin kullandığı sözler değildir. İşte bu tarz kullanımlara da “alışılmamış bağdaştırma” demekteyiz.

Alışılmamış bağdaştırmalar, yazar ya da şairlerin, söylediklerinin daha etkileyici olduklarını düşündüğü için kelimelerle oynamasından dolayı ortaya çıkar. Ya da günlük hayatta söylemlerimizi kısaltmak için kelimelerin anlamlarını değiştiririz. Örneğin; çayın altını yak. Aslında burada çaydanlığın altında bulunan ocağın üstündeki gözeneği yak, demek istemekteyiz. Lakin kısa yoldan söylemek adına bu yola başvurmuşuzdur. Bu da bir alışılmamış bağdaştırma örneğiyken, zamanla söylene söylene aşinalıktan alışılmış bağdaştırmaya dönmüştür (sobayı yak gibi). Kelimelerle oynamak söz konusu demiştik; ancak bu dil kurallarına uygundur, herhangi bir sıkıntı teşkil etmez. Yalnızca mantığa uygunsuzluk vardır. Akla uymasa da dile uymaktadır. Bunu kullanan yazar ya da şair, hayal gücünü de kullanarak, sözü daha etkili kılmak ister.

Alışılmamış bağdaştırma, Türk edebiyatında karşımıza ilk olarak 18. yy.da Sebk-i Hindî akımıyla çıkmıştır. Modern edebiyatımızda da İkinci Yeniciler sıkça bu tarza başvurmuştur.

Örneklerle Alışılmamış Bağdaştırma

“pançak pançak şiirler tüküreceğim” / Attila İlhan – İstanbul Ağrısı

“kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kâfiyeler” / Attila İlhan – İstanbul Ağrısı

“gökyüzünü katlayıp bir köşeye koymuştuk” / Cemal Süreya – Hamza

“güneşin linç edildiği bir akşam” / Cemal Süreya – Bun


Onay Keleş
Kalabalığa karışmak için hiçbir özellik gerekmez Ama YALNIZ ve DİK durmak için Gerçekten çok şey gerekir.

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir